5 ARALIK KADINA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI VERİLİŞİ BASIN AÇIKLAMASI

 

 

 

Kadının seçme ve seçilme hakkının yasal düzenlemeye kavuşmasının 85. yılını kutladığımız bugünde Türk Tarihimizde,  kadının devlet işlerinde aldığı etkin rolü hatırlamalıyız.

Göktürklerde ve Uygurlarda, kağanın karısı “hatun” devlet işlerinde kocasıyla birlikte söz sahibiydi. Devlet yönetiminde Kağan’ın kararı, Hatun onay vermedikçe geçerli sayılmazdı.  Hiçbir Türk dilinde cinsiyet ayrımı yoktur. Çünkü Türk kültüründe cinsiyetler arası ayrımcılık bulunmamaktadır.

Tanzimat’ın ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti’nde kadınlara yönelik olarak düzenlemeler yapılmış, okullar açılmış, dönemin aydınlarınca nüfusun yarısını oluşturan ve eğitimden yoksun kadınların durumuna vurgu yapılmış, bu süreçte Şinasi görücü usulü ile evlenmenin zararlarını dile getirmiş, Ahmet Mithat çok kadınla evlenmeyi eleştirmiş, Namık Kemal gazete yazılarında kadınların haklarını savunmuş, Hüseyin Rahmi Gürpınar eserlerinde kadın-erkek eşitsizliğine dikkat çekmiştir.

1923 yılında henüz Cumhuriyet ilan edilmemişken Nezihe Muhiddin ve on üç kadın arkadaşı, kadınların siyasi hakları için bir kadın şurası toplamaya karar verdiklerini açıklamıştır. Şura, 15 Haziran 1923’te gerçekleşmiş ve Kadınlar Halk Fırkası adıyla siyasi bir parti kurma kararı alınmıştır. Partinin programı basında yer almış, Nezihe Hanım’ın kuruluşuna önderlik ettiği parti, henüz Cumhuriyet Halk Fırkası bile kurulmadan kuruluş çalışmalarını tamamlayıp kuruluş dilekçesini vererek Cumhuriyet tarihinin ilk siyasal partisi olmuştur. Ne var ki kuruluş dilekçesine sekiz ay sonra “1909 tarihli seçim kanuna göre kadınların siyasi temsilinin mümkün olmadığı” gerekçesiyle ret yanıtı gelmiştir. Kadınlar Halk Fırkası, “Türk Kadınlar Birliği” adlı derneğe dönüşerek faaliyetlerine devam etmiştir.

Atatürk, cumhuriyetin kadınlara hak ettiği itibarı vereceğini, yaptığı konuşmalarında sıklıkla dile getirmiştir. 31 Ocak 1923’te İzmir’de yaptığı konuşmada:

“…Bir toplum, cinsinden yalnız birinin zamanın gereklerini kazanmasıyla yetinirse o toplum yarıdan fazla eksiklik içinde kalır. Bir millet gelişmek ve medenileşmek isterse özellikle bu noktayı temel olarak kabul etmek mecburiyetindedir. Bizim toplumumuzun başarısızlığının nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır… Bundan dolayı bizim toplumumuz için ilim ve fen gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın kazanmaları gerekir… Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya karar vermiştir. Bugünün gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız da bilgin ve ilme açık olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” demiştir.

Ülkemizde, Kadının siyasette de var olma talebi, birçok ülkeye öncülük etmiş ve 85 yıl önce, Kadınlar ilk kez 20 Mart 1930’da çıkarılan Belediye Kanunu ile belediye seçimlerine katılma hakkını; 5 Aralık 1934’te yapılan değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bu hakkın yasalaşması, kadının yaşamın her alanında eşit hak ve ödevlere sahip olduğunun da kabulüdür. Ancak fiili uygulamalar hakkın kullanımı engellemekte, bu nedenle de hakka erişim güçleşmektedir.

Kayıtsız şartsız kadına oy verme hakkını birçok ülkeden önce tanıyan ülkemizde maalesef kadınların seçme ve seçilme oranı ve kadının temsiliyetinin niteliği yetersizdir. Çalışmaya, üretmeye, başarı sağlamaya hazır olan kadınların yetenek, sezgi ve iş gücünü atıl bırakmaya zorlamak çağdışıdır, akılcı değildir.

Türk kültüründen, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarından, Cumhuriyetimizden aldığımız bu ilham ile kadının siyasal yaşama aktif katılımını sağlamak ödevimizdir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenmesi ve tüm kesimlerde, kurum ve kuruluşlarında fiili olarak hayata geçirilmesinin sağlanması, Kadının toplumun her alanında eşit koşullarda etkin şekilde var olması için bir gerekliliktir.

Engelleyen, baskı altında tutan, yok sayan, eksik ve yetersizlik yükleyen her türlü tutum, davranış ve söylemi reddettiğimizi bildiririz.

Eski Türk toplumlarından bugüne geleneğimiz olan kadının yönetim kadrolarında bulunması, toplumda eşit ve hakça yaşaması için çalışma niyetimizi bir kez daha yineliyoruz.

Kadın gücüne, aklına, sezgi ve yeteneklerine gönülden olan inancımızla kadının Seçme ve Seçilme Hakkı’nı elde etmesinin 85. yılını coşkuyla kutluyoruz.