Antalya Kent Konseyi’nden tarımdaki sorunlara ışık tutacak rapor

Sebze ve meyvedeki fiyat artışı, üretici sorunları ve tüketicinin nasıl ucuza tüketeceği Antalya Kent Konseyi’nde yapılan toplantıda görüşüldü. Toplantının ardından sorunların çözümüne ışık tutacak bir rapor hazırlandı:

  • Sebze meyvede üreticinin kazanması ve tüketicinin ucuza tüketmesi için yasal düzenlemeler yapılmalı ve tavizsiz uygulanmalı.
  • Üretici ve tüketici örgütlülüğü çok az. Kooperatifleşme teşvik edilmeli.
  • Hallerde yaşanan tüccar sorunu görülmeli ve kayıt dışılığın önüne geçilmeli.
  • Üreticinin ucuza üretim yapması için gübre, ilaç, yakıt ve enerji harcamalarındaki bazı vergiler, harcama belgesi karşılığında üreticiye iade edilmeli.
  • Üretici pazarları kurulmalı.

Antalya Kent Konseyi, ülke ve kent gündemindeki hayati konuları konunun tarafları ve uzmanlarıyla görüşerek sorunların çözümüne ışık tutacak önerilere imza atıyor. Vatandaşlar, pandeminin etkisiyle de artan ekonomik sıkıntılar nedeniyle pazaryerlerindeki yaş sebze ve meyve fiyatlarından şikayet ederken, üretici de para kazanamamaktan yakınıyor. Antalya Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu, bu veriler ışığında, “Yaş sebze ve meyvelerde fiyat artışları… Üretici nasıl kazanır? Tüketici nasıl ucuza tüketir?” konulu bir toplantı yaptı. Tarım Çalışma Grubu Başkanı Adnan Özçelik başkanlığındaki toplantıya grubun üyesi olan ilgili kurum ve kuruluşlar, meslek odası ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Toplantının ardından hazırlanan öneri raporu, ilgili bakanlık ve kurum kuruluşlara gönderildi.

Toplantıda üretici ve hal sistemi içindeki kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda durum tespiti yapıldı, ardından öneriler oluşturuldu. Antalya’nın örtüaltı sebze üretim merkezi konumunda olduğunun vurgulandığı toplantıda, “Türkiye cam ve plastik sera varlığının yarıdan fazlası Antalya’dadır. Örtüaltı sebze üretimi bakımından türlere göre Türkiye üretiminin yüzde 30-50’sini tek başına karşılamaktadır. Ayrıca Türkiye toplam portakal üretiminin yüzde 30’u, elma üretiminin yüzde 7’si, nar üretiminin yüzde 23’ü, muz üretiminin yüzde 40’ı, avokado üretiminin yüzde 80’i Antalya’da üretilmektedir” denildi.

ÜRETİM MALİYETLERİ ARTTI

Toplantıda üreticinin artan üretim maliyetleri de ele alındı. Son bir yılda kimyasal gübrelerde yüzde 50-80 arasında, zirai ilaçlarda yüzde 40-55 arasında, tohum fide fiyatlarında yüzde 30-40 arasında artış olduğu belirtilirken, “Motorin ve elektrik fiyatlarındaki artış da üretim maliyetini arttıran diğer kalemlerdir. Bugün Antalya’da bir sera domates üreticisinin 1 kilogram domates için yaptığı üretim masrafı 2-2,5 TL’dir. Üreticinin satış fiyatları, girdi fiyatlarındaki artışa paralel olarak artmamaktadır. Üretici bazı yıllar masrafını bile karşılayamamaktadır. Motorin, otoyol ve köprülerin geçiş ücretlerindeki yüzde 25-27,5’lik fiyat artışları üretim bölgelerinden başta İstanbul olmak üzere kentlere nakliye ücretlerinde artışa neden olmuştur” ifadelerine yer verildi.

KOOPERATİFLEŞME GERÇEĞİ

Tarım Çalışma Grubu toplantısında Türkiye’deki kooperatif gerçeği de gözler önüne serildi. Konuyla ilgili şu görüşler dile getirildi: “Ülkemizde üretici ve tüketici örgütlülüğü yok denecek kadar azdır. Ege ve Akdeniz bölgesindeki birkaç örnek kooperatif dışında kooperatifleşme yoktur veya kurulmuşsa bile yeterince iyi işletilememektedir. Tarımda, üretim planlamasının olmaması pazarda arz-talep dengesini bozmakta, gerek üretici ve gerekse tüketici fiyatlarında dengesiz değişimlere neden olmaktadır. Tarım ve özellikle de yaş sebze meyve üretimi doğal afetlerden (don, aşırı sıcaklık, dolu, sel vb.) çok zarar görmektedir. Tarım Sigortası (TARSİM) çok yaygınlaştırılamamıştır. Sigorta bedelleri devlet yüzde 50’sini karşılasa da yüksektir. Üreticilerin önemli bir kısmı, üretimlerini devam ettirebilmek için, bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine borçlanmaktadır. Son yıllarda, özellikle de pandemi döneminde üretici yeterince kazanamadığı için banka ve tarım kredi kooperatiflerine olan borcunu ödeyememektedir.”

Özellikle küçük ilçe hallerinde bina ve altyapı sorunlarının olduğunun da belirtildiği toplantıda, “Hallerde soğuk hava depoları, ürün işleme ve paketleme tesisleri yoktur. İlçe hallerinde Analiz laboratuvarları yoktur. Antalya merkez halinde Tarım Bakanlığının Gıda analiz laboratuvarı mevcuttur. İhracat yapılacak yaş sebze ve meyvelerde analiz yaptırmak zorunludur. Bazı komisyoncu veya tüccarlar görev tanımları içinde olmamasına rağmen üretim dönemi başlangıcında üreticinin fidesini ve bazı girdilerini karşılayarak üreticiyi kendilerine bağlamaktadır. Bu durum üreticinin de işine geliyor gibi gözükse de üreticinin satış fiyatlarını etkilemektedir” görüşleri ifade edildi.

TÜCCAR SORUNU

Komisyoncu ve tüccarların yasada çok açık belirtilmesine rağmen, üreticiden teslim alınan ürünün bedelini 15 gün veya bir ay içinde değil, 3-5 ay gibi vadelerle ödediğinin de belirtildiği toplantıda soruna ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı: “Tüccarlar, özellikle meyve üreticisinden ürününü bahçeden veya tarladan toptan satın almakta parti parti ürünü pazara sunmakta veya depolamaktadır. Bu arada oluşabilecek doğal afetleri de dikkate alarak zarar etmemek için ürünü daha pahalıya satmaktadırlar. Karpuz, kavun gibi bazı ürünleri tarla başında alan bazı hal dışı kayıtsız tüccarların, üreticinin ürününü alıp ürün bedelinin bir kısmını ödemeden kaybolduğu üretici şikâyeti olarak dile getirilmiştir. Zincir marketlerin, tüketici fiyatlarının yükselmesine, üreticinin de daha az kazanmasına neden olduğu dile getirildi. Bu marketlerin aldıkları ürünün bedelini geç ödemeleri, satılmayan veya çürüyen ürünü fire olarak tüccara veya komisyoncuya iade etmeleri daha pahalıya ürün almalarına ve firelerin de üreticinin alacağından düşülmesine neden olduğu belirtilmiştir. Özellikle küçük ilçe hallerinde denetim az kayıt dışılık fazladır. Kesilen faturaların gerçekleşen satış fiyatlarından farklı olduğu dile getirilmiştir.”

Toplantının ardından yaş sebze ve meyve ticaretindeki sistem sorunlarını belirlemek, üreticinin, üretimini devam ettirebilmek için nasıl kazanabileceğine ve tüketicinin de makul fiyatlarda nasıl tüketebileceğine ışık tutmak amacıyla bir rapor hazırlandı. Raporda yaşanan sorunların aşılması için şu öneriler sıralandı: “5957 sayılı yasada değişiklik yapılarak bütün ürünlerin hal sistemi içinden geçmesinin, hal içi ve dışı tüccar kavramının yasadan çıkarılmasının, yasal sınırları iyi çizilmiş komisyonculuk sisteminin oluşturulmasının yerinde olacağı kanaati oluşmuştur. Hallerde her türlü denetimin sıkı bir şekilde yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Yaş sebze meyvelerde fiyatların daha istikrarlı olması, üreticilerin para kazanabildikleri, tüketicilerin de daha uygun fiyata tüketebildikleri bir sistemin kurulabilmesi için, yasal düzenlemeler için, merkezi hükümetin sağlıklı, çağdaş hal ve pazaryerleri oluşturmak için yerel yönetimlerin konuyu bütünsel ele almaları gerektiğini, yapılacak yasal düzenlemelerin tavizsiz uygulanmasıyla mümkün olabilecektir.”

‘YASAL DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALI’

5957 sayılı kanunda bazı değişikliklerin yapılması gerektiğinin kaydedildiği öneri raporunda şu görüşler yer aldı: “Yaş sebze ve meyve ticareti sadece toptancı halleri üzerinden yapılmalıdır. Hal içi ve dışı tüccar kavramı yasadan çıkarılmalıdır. Komisyonculuk sistemi tekrar düzenlenmeli, haller, sadece görev sınırları belirlenmiş komisyonculardan oluşmalıdır. Komisyoncu üreticiden ürün alıp satmamalı, üreticiye fide ve bazı girdileri sağlamamalı, sadece üreticiye aracılık yaparak üreticinin satılan ürününden yasal mahsupları yaparak üreticinin parasını yasal süresi içinde (en geç bir ay) ödemelidir. Kooperatifler hariç, üreticilerin hal dışında toptan ürün satışı yasaklanmalıdır. Üretici, yasada da yer alan hal içindeki üreticiye ayrılan bölümde ürününü toptan satabilmeli, perakende olarak da pazaryerlerinde, üretici pazarlarında satabilmelidir. Hal kayıt sistemine; hal’e ürün getiren bütün paydaşlar, üreticiler, perakende ürün satan pazarcılar, manavlar, marketler kayıt edilmelidir. Tarım ve gıda temini, arz ve talebe göre oluşan serbest piyasa ekonomisi kurallarına göre olmamalıdır. Piyasayı dengeleyecek kamu iktisadi kuruluşlarının olması gerekir. Bu nedenle 5957 sayılı kanunda değişiklik yapılarak, oluşturulacak bir kurul tarafından üreticinin üretim maliyetleri de göz önüne alınarak, hallerde ‘taban fiyat veya azami kar haddi’ gibi kuralların getirilmesi ve uygulanması uygun olacaktır.”

Üretim bölgelerindeki hallerde ‘ürün işleme ve paketleme tesisleri’ kurulmasının önerildiği raporda, “Üreticinin ürünü kalite sınıflarına ayrılarak üründeki firenin önüne üretim bölgesinde geçilmelidir. Özellikle zincir marketlerin bu konudaki iadeleri ortadan kaldırılmış olacaktır. Komisyoncular, yasada da belirtildiği gibi; üreticiden teslim aldıkları ürünün bedelini en geç 15 gün, ürünün marketlere satışı halinde ise en geç 30 gün içinde ödemelidirler. Üreticilerin daha ucuza üretim yapabilmelerine yardımcı olmak amacıyla, gübre, ilaç, yakıt ve enerji harcamalarındaki bazı vergiler, harcama belgesi karşılığında üreticiye iade edilmelidir. Tarım sigorta primleri düşürülmeli, diğer sigorta işlemlerinde olduğu gibi ‘hasarsızlık indirimi’ uygulanmalıdır. Yaş sebze ve meyvelerin nakliyesinde motorin, otoyol ve köprü ücretlerinde indirimli fiyat uygulanması özellikle İstanbul’da yaş sebze fiyatlarındaki fahiş fiyat artışlarının oluşmamasına önemli katkı sağlayacaktır” denildi.

‘ÜRETİCİ PAZARLARI KURULMALI’

Yasada hallerin ve pazaryerlerinin en az yüzde 20’sinin üreticiye ayrılmasının öngörüldüğü de hatırlatılarak, bu oranın arttırılması veya tamamen üreticilerin ürünlerini sattığı üretici pazarlarının kurulması gerektiği vurgulanan raporda şu öneriler yer aldı: “Belediyeler, hallerin yerleşim planlarını, bina ve diğer altyapılarını tamamlamalı, her türlü düzen ve temizliğine yönelik çalışmalar yapmalıdır. Belediyeler, hallerde ve pazaryerlerinde, mutlaka ziraat mühendisi ve gıda mühendislerini istihdam ederek, ürünlerin sağlıklı ve kalite standartlarına uygun bir şekilde pazarlanmasını sağlamalıdır. Üretici ve pazarlama kooperatiflerinin kurulması teşvik edilmeli, kurulacak kooperatiflere yer ve bina tahsisleri ile bazı girdilerden muaf tutulmaları sağlanmalıdır. Kooperatiflerden alınacak ürüne ekstra pirim verilerek kooperatifleşme teşvik edilmelidir. Ülkemizde tarımın en büyük sorunlarının başında üretim planlamasının olmayışı gelmektedir. Tarım Bakanlığı’nca bölgeler bazında tüm ürünlerin üretim ve tüketim envanteri çıkarılarak, köyler ölçeğinde planlama yapılmalıdır. Bu sayede bazı üretim girdilerinde de tasarruf sağlanabilir.”

You May Also Like

Yerel yönetimlerin tarıma katkıları nasıl arttırılmalı

BATEM-Narenciye’nin bir vakfa tahsisi konusunda görüş

Tarım Arazilerinin Korunması Yönetmeliği görüşüldü

Tarım Grubu’ndan Karakaş Narenciye raporu