özel ders şehirlerarası nakliyat istanbul evden eve nakliyat panax

2013 OCAK AYI GENEL KURULUMUZDA SUNULAN RAPORLAR

 

ANTALYA KENT KONSEYİ

                                                                                                                                  ( 29 OCAK 2013)    

 

Antalya Kent İçi ve Çevresindeki Doğal ve Kültürel Değerlerin Görünür Hale Getirilmesi Hakkında Görüş ve Öneriler

 

Kaleiçi sahip olduğu doğal ve kültürel değerleriyle Antalya’nın en önemli değeridir. Başta Yivli Minare ve Yivli Camii Külliyesi, olmak üzereGıyaseddin Keyhüsrev Medresesi, Selçuklu Medresesi, Mevlevihane, Zincirkıran Türbesi ve Nigar Hatun Türbesi, Paşa Camii, Kesik Minare, Hıdırlık Kulesi, Aleaddin Camii, Falezler, Karaalioğlu Parkı, Miradorlar, Yat Limanı, Üç Kapılar gibi doğal ve kültürel değerleri görünür ve bulunur kılınmalıdır. Cumhuriyet Meydanı ve Kalekapısından  bu noktalara yönlendirme levhaları konulması yapılması gereken ilk iştir. Aynı yaklaşım Muratpaşa ve Mürselim camileri için de geçerlidir. Kadın yarı ve Vasili kanyonu temizlenerek görünür ve bilinir kılınmalıdır. Kadın yarı üzerindeki köprünün altında bulunan muhteşem subatar (Düden) görünür kılınmalı, Atatürk Parkına bir falez ve karstik park kimliği kazandırılarak barındırdığı karstik oluşumlar ve falezler görünür hale getirilmelidir.

Karaalioğlu parkı miradorları ve falezlerin uygun yerlerine bey dağlarının zirvelerini, yüksekliklerini ve barındırdığı değerleri gösteren panolar yerleştirilerek batı Toros dağlarının bilinirliği artırılmalıdır.

Kaleiçi’nin önemli kültürel değerlerinden biri olan kesik minarenin dinsel amaçlı kullanımı düşünülmemelidir. Üç farklı inanca (pagan, Hıristiyan, Müslüman hizmet vermiş iki asırlık bu yapı bu coğrafyanın binlerce yıldan beri farklı inanıştan insanların yan yana üst üste birlikte ve barış içinde yaşamış ve yaşamakta olduklarının bir simgesi olarak anıtlaştırılmalıdır. Bu Belekte üç farkı semai dinin kutsal mekanlarının yan yana, iç içe inşa edilmiş olmasının tarihsel kanıtı, kültürel toleransın ve hoşgörünün milenyumları aşan belgesi olarak korunmalıdır. 

ANTALYA KENT KONSEYİ

(29 OCAK 2013)

 

Expo 2016 Simgesel Bitki Önerisi

 

Nar, Akdeniz havzasında birkaç bin yıldır ekilmektedir ve ilk olarak İran’da ortaya çıktığı düşünülmektedir.

 

Mayıs-Haziran-Temmuz aylarında çiçek açar, sonbahar döneminde meyve verir.

 

2-5 m arası boylanır. Kış aylarında yapraklarını döker.

  • Meyvelerinin ticari değeri vardır.
  • Ülkemiz, uluslararası pazarda nar üretiminde İran ve Hindistan’dan sonra üçüncü sıradadır.
  • Yamaçlarda ve kıraç topraklarda kolaylıkla yetiştirilir.
  • Peyzaj düzenlemelerinde Süs Narı olarak da bilinen Punica granatum nana türü kullanılır.

Büyük, kırmızı ve gösterişli çiçekleri vardır.

 

Meyveleri, gösterişli ve sarı-kırmızı alacalı renktedir.

Çiçek ve meyvesinin, renk ve şekil bakımından yüksek grafik değeri vardır.

Kolaylıkla ve çok çeşitli şekillerde illustrate edilebilir görsel değere sahiptir.

İlk yazılı belgelerden itibaren sözü edilen bir bitkidir. 

 

Akdeniz çevresinde binlerce yıldır doğal olarak yetişmektedir.

 

Mezopotamya uygarlıkları tarafından eski çağlardan beri şifa kaynağı olarak kabul edilir.

 

 Eski Mısır inanışına göre “Dünyanın ilk meyvesi” dir.

 Ülkemizin önemli antik kentlerinden biri olan Side İlçesi’nin antik çağdaki anlamı ise “nar” dır

 

Anadolu Kültüründe NAR

 

Anadolu’da el dokumalarında, seramik ve pişmiş toprak örneklerde nar imgesi kullanımı yaygındır.

Bunların yanı sıra Anadolu mimarisinde kullanılan sembollerden biridir.

 

«BİRLİK ve BÜTÜNLÜK» anlamı

 

Nar, edebi metinlerde, mitolojik hikayelerde dünyanın ve kâinatın bütünlüğünün simgesidir.

 

Nar taneleri halkların, milletlerin çeşitliliğini gösterir.

 

Narın hücrelerinin birinde çürüme başladığında öteki hücrelere de yayılır.

 

Yani bir coğrafyanın veya dünyanın bir ucunda başlayan bir kavganın dünyanın her köşesine yayılabileceğini ifade eder.

 

Nar, çeşitliliğin, çok kültürlülüğün; aynı zamanda da birliğin, bütünlüğün ve barışın sembolüdür.

 

«BOLLUK, BEREKET ve DOĞURGANLIK» anlamı

Nar, bol çekirdekli ve tohumlu bir meyve olduğu için sayısız dölden oluşması ön plandadır.

 

Anadolu kültüründe bereketi, doğumu ve çoğalmayı sembolize etmektedir.

 

Anadolu’da evlilik törenlerinden sonra çiftlere çok çocukları olması dileğiyle nar taneleri yedirilir.

 

Keza İslamiyet’te bereket ve refah sembolüdür; Kuran’ın tasvir ettiği cennet bahçelerinde nar ağaçları vardır. 

 

Anadolu topraklarında binlerce yıldır süregelen inanışlar, Osmanlı döneminde de devam eder.

 

Nar, edebi metinler ve mimari süslemelerden anlaşılacağı üzere, Osmanlı kültüründe de bereket ve bolluk sembolü olarak kullanılmıştır.

 

«GÜÇ ve ÖLÜMSÜZLÜK» anlamı

 

Minyatür sanatı örnekleri başta olmak üzere yine dini anlatılar, mitolojik hikayeler ve Tasavvuf felsefesinde “hayat ağacı” olarak karşımıza çıkar.

 

Hayat Ağacı sürekli gelişen, cennete yükselen hayatın dikey sembolizmini oluşturur. 

 

Geniş anlamda sürekli gelişim ve değişim içinde yaşayan evreni sembolize eder. Gücün ve ölümsüzlüğün simgesidir.

 

Narın içindeki her bir tane, bir insanı veya varlığı sembolize etmektedir.

 

Açılan bir narın, tanelerinin dünyaya veya evrene yayıldığı kabul edilmektedir.

 

Diğer kültürlerde NAR

 

Yunan mitolojisindeki Persephone’nin yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılma hikayesinde evlilik, yaşam ve yeniden doğuşu simgelemek için kullanılır. 

 

Zerdüştlük felsefesinde teklik içinde çokluk sembolüdür. Tüm yıl boyu yeşil kalan nar bitkisi, ruhun ölmezliğini, bolluk ve refahı,  doğanın mükemmelliğini sembolize eder.

 

Budizmde hayatın olumlu etkilerininin özü olarak kabul edilir.

 

Büyük dinlerin hemen hepsi tarafından kutsal anlamlar yüklenen nara semavi dinlerin kutsal kitaplarında da sıkça rastlanılmaktadır.

 

Hıristiyan Ortaçağ sanatında doğurganlık sembolüdür.

 

Yahudilikte kutsallık, doğurganlık ve bolluk simgesi olarak kabul edilir.

 

SONUÇ

 

Binlerce yıldır Akdeniz coğrafyasında yayılış gösteren bir bitki olarak hem Antalya’nın hem de ülkemizin sembolü olma özelliği taşıması,

 

Renk ve şekil bakımından gerek meyve gerekse çiçeğinin grafik değerinin çok yüksek olması,

 

Anadolu kültüründe / Türk-İslam sanatı ve felsefesinde ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK, BİRLİK, BÜTÜNLÜK, BOLLUK, BEREKET, DOĞURGANLIK, GÜÇ, ÖLÜMSÜZLÜK gibi olağanüstü olumlu kavramları sembolize etmesi,

 

Yalnız Anadolu kültüründe değil, çoğu kültür ve inanışta olumlu anlamlar taşıması, dolayısı ile ülkemizi ve kentimizi temsil ederken bütün dünya toplumlarına hitap etmesi,

 

ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK, BİRLİK ve BÜTÜNLÜK felsefesinin ülkemiz ve kentimiz coğrafyası için çok değerli kavramlar olması,

 

BEREKET, DOĞURGANLIK, GÜÇ, ÖLÜMSÜZLÜK gibi kavramların EXPO 2016’nın “ÇİÇEK ve ÇOCUK” teması ile birebir örtüşmesi

 

 

Tüm bunların yanı sıra;

 

Dünya pazarındaki üretici rolümüzün ön plana çıkarılması için;

 

EXPO 2016 süresince şehrin ve EXPO alanının çok çeşitli noktalarında nar suyu satışının yapılabilinecek olması ve

 

Hediyelik eşya satışında ise rahatlıkla kullanılabilen bir imge olması nedeniyle

 

 EXPO 2016’nın simgesel bitkisinin

NAR olması gerektiğine olan inancımız tamdır.

 

İmar ve Planlama Çalışma Grubu 

Antalya Kent Konseyi

(OCAK 2013)

 

 

Taş ve Mermerle İlgili Maden Ocakları Hakkında

Görüş ve Öneriler

 

 

Ülkemizin ve Antalya kentinin bu ocakların üretimlerine ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Antalya gibi doğal ve kültürel değerler bakımından zengin ve turizmin temel sektörü oluşturduğu bir kentte bu ihtiyaçların karşılanmasında daha hassas olunması gereği de bir başka gerçektir. Bu nedenle bu üretimlerin kapasiteleri, alan seçimleri, işletme biçim ve teknolojileri, rehabilitasyonları özel bir önem ve yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Günüz vahşi uygulamalarının kabul edilemez olduğu kesindir. Ülkesel ve bölgesel aktörlerin bu yönde etkin çalışmalar gerçekleştirmeleri ve gereken önlemlerin alınmasını ağlamaları acil bir konudur. Bu kapsamda;

 

Taş ve mermerle ilgili I. ve II. grup maden ihtiyaçlarının karşılanmasında ocak yer tespiti ile işletme yöntemleri ve koşullarının doğa tahribatına yol açan çevresel etkilerinin önlenmesi için, sürdürülebilir kalkınmayı ön plana çıkaran bütüncül bir yaklaşımla uzun dönemli bir planlama esas alınmalıdır.

 

Bu bağlamda; öncelikle Maden Kanunu, Orman Kanunu ve ÇED ile ilgili kamu vicdanını yaralayan toplum yararına aykırı düzenlemeler ve uygulamalar iptal edilmelidir. Devlet ormanları sınırları içindeki tohum (Seçilmiş), gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlı olması yerine, tamamen yasaklanmalıdır. Madencilik faaliyetlerinde kanun hükümlerine ve tekniğe uygun çalışmayı temin amacı ile alınan ruhsat teminatı ve çevre ile uyum teminatı tutarları, ocak yerinin özelliğine göre muhtemel doğa tahribatı ve çevresel etkilerin tazminini karşılayacak düzeyde belirlenmelidir.

 

Sektör ihtiyaçlarının belirlenmesi ve ocak yer tespitine ilişkin esaslar, özel sektör talepleri/dayatması ile değil, çevreye ve diğer sektörlere etkilerini dikkate alan sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda, bilim kurulunun yanı sıra muhtarlıklar, ilgili meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile toplumsal duyarlılık dikkate alınarak, havza bazında asgari 30 yıllık perspektifle hazırlanmalıdır. Bu esaslara dair düzenlemelere, bölgesel kalkınmaya ilişkin Düzey 2 Bölge Planı ile bölgesel mekânsal planlama bağlamında Çevre Düzeni Planında yer verilmelidir. Ayrıca, doğaya duyarlı alternatif malzemelerin yanı sıra maden işletme yöntemlerinin geliştirilmesi teşvik edilmelidir.

 

Bu yaklaşımdan hareketle, ocak ruhsatları için kamu kuruluşları ve/veya yerel yönetimlerin ağırlıklı hissedar olduğu şirketler esas alınmalı, ihaleyle ruhsat devri, işletme yöntemleri ve koşullarına ilişkin uygulamalar, çevresel etkileri bakımından etkin bir şekilde denetlenmelidir. Ocak ruhsatı ilgili işyeri açma ve çalışma izni harçlarının yanı sıra devlet hakkından il özel idaresine ayrılan % 25'lik payın artırılıp; çevrenin korunmasını ön plana çıkaracak ve köylüye destek olacak şekilde, ruhsatın bulunduğu bölgeyle sınırlı olarak altyapı yatırımları ile birlikte sürdürülebilir kırsal kalkınma projeleri doğrultusunda tahsisi sağlanmalıdır.

 

ÇEVRE ÇALIŞMA GRUBU                                  SÜRD. TÜKETİM VE TÜKETİCİ HAKL. ÇALIŞMA GRUBU

ALTYAPI ÇALIŞMA GRUBU                               İMAR VE PLANLAMA ÇALIŞMA GRUBU  

TURİZM ÇALIŞMA GRUBU 

   

                                                                                      ANTALYA KENT KONSEYİ

                                                                                               (OCAK 2013)

                                Yerel Yönetimlerde Sosyal Hizmet Uygulamaları Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik İle İlgili Öneri

 

ÖNERİ           :Yerel Yönetimlerde Sosyal Hizmet uygulamalarının yapılandırılması, hizmet bütünlüğünün ve standardının sağlanması amacıyla “YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMET UYGULAMALARIUSUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK” in çıkartılması.

 

GEREKÇE     : Sosyal hizmet;   Özelde mağdur muhtaç kişi ve ailelerin, genelde tüm vatandaşların ve toplumun insan hak ve hürriyetleri temelinde, oluşan ve olma olasılığı karşısındaki sorunlarına karşı kendi kendine yetebilirliğini sağlamak ve çözüm üretmek, koruyucu önleyici ve tedavi edici sosyal rehabilitasyon hizmetlerini kapsayan disipliner bir çalışmadır. Sosyal hizmetlerin hedef kitlesi; muhtaç çocuklar, muhtaç yaşlılar, engelliler, istismara uğramış kadın ve çocuklar, mağdur ve muhtaç kişi ve ailelerdir. Ülkemizde sosyal hizmet alanlarıyla ilgili kapsamlı ve disipliner çalışmalar kurumsal olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca yürütülmektedir. Bunun dışında belediyeler, özel kurum ve kuruluşlar da yaşlılık ve özürlülük gibi sorun alanlarında hizmet üretmektedir. Belediye kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanununda sosyal hizmet uygulamaları ile ilgili yükümlülükler bulunmasına karşın birçok belediyede sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin yönetmelikler ve iç hizmet yönergeleri oluşturulmamıştır. Bu tür hizmetler ya ihale mevzuatı kapsamında satın alma yolu ile karşılanmakta ya da proje bazlı yürütülmektedir. Sonuçta sosyal hizmet uygulamalarında kurumsallık ve sürdürülebilirlik olmamakta, kişi ve ailelerin mağduriyetleri devam etmektedir. İç İşleri Bakanlığı tarafında çıkartılan Büyükşehir Belediyelerinde Özürlü Hizmetler Birimi Yönetmeliği özürlü hizmetlerinin sunumu açısından bir standart getirmiş olmasına rağmen uygulamada yetersizlikler görülmektedir. Büyükşehir ve nüfusu 100000 (yüzbin) den fazla yerleşkelerde kadın-çocuk konuk evleri, kreş ve gündüz bakımevleri, huzurevleri-yaşlı bakım merkezleri gibi kuruluşların açılma zorunluluğu olmasına rağmen bu tür kuruluşların genelde belediyeler tarafından açılmadığı bilinmektedir.

Belediyelerde beş yılda bir seçimle gelen yeni yönetimin siyasi iradesinin hizmet anlayışı doğrultusunda sosyal hizmet uygulamaları planlanmakta ve uygulanmaktadır. Bu tür hizmet yaklaşımlarının sonucunda sosyal hizmet çalışması ve temel hak ve değerler açısından vatandaşların ve ailelerin hak temelli hizmet alamadıkları, hizmetlerde kurumsallık ve sürekliliğin sağlanamadığı, siyasi iradenin etkisi ve tercihi yönünde hizmet anlayışının hakim olduğu görülmektedir.

Ayrıca Antalya Kent Konseyi koordinatörlüğünde yürütülen Vatandaş Karnesi sonuçlarından da anlaşılacağı üzere sosyal hizmet alanlarında (sosyal yardımlar, yaşlılar, kadınlar, engelliler, çocuklar) yürütülen hizmetlerin son sıralarda yer alması, Kamu kurum ve kuruluşları ile, yerel yönetimlerin sosyal hizmet uygulamalarında insan hak ve değerlerine uygun standart hizmet anlayışı ve birlikteliğin oluşmadığı ve dezavantajlı gruplara hizmetin sağlıklı götürülemediği tespiti yapılmıştır.

 AMAÇ           :Yerel yönetimler-belediyelerde sosyal hizmetlerle ilgili uygulamalardaki hizmet yaklaşımlarının o yerelin koşulları ve imkanları dikkate alınarak, var olan uygulamalardaki dağınıklığın da önlenebilmesi için “ YEREL YÖNETİMLERDE SOSYAL HİZMET UYGULAMALARI USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK” çıkartılması amaçlanmaktadır.

Önerinin, tüm Belediye Meclislerine ve İç İşleri Bakanlığına ve ilgili kurumlara gönderilmesi önerilmektedir.

TOPLUM ÇALIŞMA GRUBU 

                                                                                         

ANTALYA KENT KONSEYİ

(29 OCAK 2013)

Expo 2016 Sembol Anıtı: Akdeniz Heykeli

 

Antalya’yı dünya gündemine taşıyarak, markalaşmasının uluslararası alanda tescillenmesine vesile olacağına inandığımız Expo 2016 organizasyonu hazırlıkları geniş bir katılım ve yoğun bir çalışma sürecinde devam ederken, kentlilik bilincine sahip her Antalyalının bu sürece katkı koymasının önemli bir kazanım olacağından yola çıkarak, yaptığımız çalışmalar neticesinde ‘Akdeniz Heykelinin’ Expo 2016 organizasyonun ‘Anıtsal Simgesi’ olmasının Antalya Kent Konseyi Yürütme Kurulu olarak Antalya’nın çehresini zenginleştireceği konusunda fikir birliğine varmış bulunuyoruz. 

Bugüne kadar Expo Organizasyonları gerçekleştirildikleri şehirlere önemli anıtsal sembollerin kazandırılmasını sağlamış ve bu anıtlar Dünya turizminin merkezleri olmuştur. Bu vesile Kristal Palace (Expo 1851  Londra), Eyfel Kulesi (Expo 1887 Paris), Atomium (Expo 1958  Brüksel) gibi eserler ziyaretçileri ile buluşmuştur.

Expo 2016 vesilesi ile Antalya  simgesel bir Heykele nihayet kavuşmalıdır. Bu bağlamda 1980 yılında İlhan Koman tarafından Akdeniz için yapılan ve vasiyeti gereği Akdeniz’de denize ve dalgalara nazır bir yere yerleştirilmesini arzuladığı ‘Akdeniz Heykelinin’ şu anda bulunduğu İstanbul’daki yerinden Antalya’ya getirilmesi önemli bir kazanım olacaktır. Akdeniz’e özgün bu yapı bir mimarlık şaheseri olarak Antalya ile bütünleşmektedir.

Hali hazırda bir bankanın öz varlığı olan ‘Akdeniz Heykelinin’ ülke menfaatlerine sağlayacağı katkı göz önüne alınarak, oluşabilecek bürokratik sorunların elbirliği ile aşılması çok zor olmamalıdır. Antalya Kent Konseyi bu konuda gerekli kamuoyu desteğinin sağlanması için her türlü çalışmanın içinde olmaktan mutluluk duyacaktır.

Turizm Çalışma Grubu 

                                                                                          

 ANTALYA KENT KONSEYİ GENEL KURUL RAPORU

 

Tarih  : 30 Ekim 2013

Saat     : 14.00

Yer      : AKM Perge salonu

 

Divan : Başkan

  Semanur KURT,

  Üyeler

  Şerafettin SAYAR, Ahmet ÇİÇEK, Nurettin UTKU, Recep ŞENGÜN

 

GÜNDEM:

 

1.         Yoklama

2.         Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı

3.         Film Komisyonu Raporu

4.         Madde Kullanımı ve Bağımlılık Tedavi Merkezleri

5.         Turizm Grubu Önerisi

6.         Yaklaşan Yerel Seçimlerde Adaylardan Beklentilerimiz

7.         10 Numara Yağ Kullanımı

8.         Hava Kirliliğine İlişkin Öneri Raporu

9.         Engelliler Meclisi Çalışma Usul ve Esasları

10.       Kadın Meclisi Çalışma Usul ve Esasları

 

Antalya Kent Konseyi Çalışma Grupları ve Meclisler tarafından ele alınıp tartışılan, Yürütme Kurulu kararı ile Genel Kurul gündemine alınıp görüşülen öneri raporları ile Kadın Meclisi ve Engelliler Meclisi Çalışma Usul ve Esasları görüşülerek karara bağlanmıştır.

Genel Kurulda görüşülen ve ilgili kurumlara gönderilmesi kararlaştırılan öneri raporlarından;

1.         Film Komisyonu Raporu oy birliği ile

2.         Madde Kullanımı ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri öneri raporu oy birliği ile

3.         Altın Portakal Film Festivali Etkinlik Tarihinin İki Hafta Sonraya Ertelenmesi Öneri Raporu oy çokluğu ile

4.         10 Numara Yağ Kullanımını Önleme Öneri Raporu oybirliği ile

5.         Hava Kirliliğine İlişkin Öneri Raporu Meslek Odalarının da görüşleri ile birleştirilerek Yürütme Kurulu Kararından sonra ilgili kurumlara gönderilmesi oy birliği ile,

6.         Engelliler Meclisi Çalışma Usul ve Esasları oy çokluğu ile

7.         Kadın Meclisi Çalışma Usul ve Esasları oy çokluğu ile

 

Kabul edilerek karara bağlanmıştır.