YÜRÜTME KURULU 2020 HAZİRAN AYI TOPLANTISI YAPILDI

 

Başkan Semanur KURT başkanlığında toplanan Yürütme Kurulumuzda;

Gündem maddeleri olarak; Açılış, Prof. Dr. İsmail Tufan’ın Pandemi sürecinde illere göre 65+ yatan hasta ve ölüm oranları hakkında bilgilendirmesi,  Avukatlık yasasında yapılması düşünülen değişikliklere ilişkin bilgilendirme, Kadın Meclisinin önerisi ile “Çocuk istismarı faillerine yönelik af girişimlerine son verilmesi” konusundaki tasarıya eleştiri yazısının değerlendirilmesi, İmar ve Planlama Grubunun çalışmaları hakkında bilgilendirme, Çevre Grubunun “Pandemi dönemindeki çevresel hususların değerlendirilmesi ve sosyal mesafenin korunamadığı ortamlar ile kapalı ortamlarda maske yerine siperlik kullanım önerisi” ile Dilek ve temenniler konuları görüşüldü.

  • Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail TUFAN, Covid-19 ve Yaşlılık ile ilgili bilgi verdi. Yaşlılarda 5 farklı kronik hastalığın mevcut olduğunu, virüsle ilgili alınan kişisel tedbirlerin çok önemli olduğu, Covid-19’dan dolayı 60 yaş üstündekilerin ölüm oranının %70’lerde seyrettiği, izolasyon ve korunma yöntemlerinin uygulanmasının zorunlu olduğu, virüsün insan merkezli olup insanların kararlarına bağlı olduğu, insanların merkezi yönetim-yerel yönetim-STK tarafından desteklenmesi gerektiği, sağlık sistemini korumamız gerektiği, bilimsel araştırma sonuçlarına göre 2020 yılı sonuna kadar bir aşının olmayacağını ve güvenli bir aşı için 18 ay gibi bir zamana ihtiyaç olduğu, salgının yeni başladığı, iyileşme sağlayan kişilerin kaygılarına destek sağlamamız gerektiği, aşının ileri yaşa ne kadar etkili olacağının bilinmediği, bu noktada insanın yaşlanma sürecini inceleyen bir bilim dalı olarak Gerontolojinin öneminin ortaya çıktığı ifade edildi.

Yürütme Kurulu Üyeleri tarafından; 65+ yaş için yapılan uygulamaların sosyolojik ve psikolojik olarak yanlış olduğu, esnek çıkış saatlerinin uygulanması gerektiği, Bilim Kurulunda bir Gerontoloji uzmanının da yer alması gerektiği ifade edildi.  Covid-19 ve Yaşlılık konusu Yürütme Kurulunda görüşülerek kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla bir rapor hazırlanmasına ve raporun kamuoyuna sunulmasına karar alındı.

  • Yürütme Kurulu Üyesi Av. Güler YILMAZ BİROL, tasarı halinde bulunan Avukatlık yasasında yapılması düşünülen değişikliklere ilişkin bilgi verdi. Bu tasarı ile Baroların yönetim yapısının ve seçim sistemini değiştirilmek istendiği, yeni avukatlık yasası teklifinin şu an için üç büyük ilde alternatif barolar kurulmasının önünü açacağı, Avukatlık Kanunu 76. Maddede belirtilen demokratik hakların engelleneceği, vatandaşın güvencesinin kalmayacağı ve bu değişikliklere karşı çıkan Baroların toplumun tüm kesimleri ile desteklenmesi gerektiği ifade edildi.

Yürütme Kurulu Üyeleri tarafından; Baroların bu yasa tasarısı ile ne kaybedileceği hakkında toplumun her kesimine yönelik bilgilendirici toplantılar yapması gerektiği, adaletin hukuk açısından ayrıştırılmasının doğru olmadığı ve güveni sarsan bir yapılaşmanın olmaması gerektiği, insan hakları açısından hukukun evrenselliği ve hukukun üstünlüğü parametresinin tek olduğu, bu tip kuruluşların siyasete alet edilmemesi gerektiği ifade edildi.

  • Kadın Meclisi Başkanı Eylem ÜLGEN, çocuk cinsel istismarını düzenleyen Türk Ceza Yasası’nın (TCK) 103. maddesi ile ilgili af girişimleri hakkında bilgi verdi. 2016 yılından beri gündemde tutulan ve kamuoyuna yansıyan son af teklifi taslağına karşı Ülke genelinde Kadın Platformunun başlattığı imza kampanyasına destek verilmesi gerektiği ifade edildi.

Yürütme Kurulunda, “Çocuk İstismarı Faillerine Yönelik Af Girişimlerine Son Verilsin!” başlığı ile sunulan imza kampanyasına Kadın Meclisi tarafından destek verilmesine oybirliği ile karar alındı.

  • İmar ve Planlama Grubunun çalışmaları hakkında Mimar Recep ESENGİL, bu dönemde Zoom programı üzerinden 3 toplantı gerçekleştirildiğini ifade etti. Olimpos İmar Planı değişikliğinin Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylandığı, kıyı alanlarının yeniden planlanmasına Manavgat’ın karşı çıktığı ve bu çalışmalara destek verildiği, bu dönemde 7 bölgenin daha “Hassas Koruma Alanı” ilan edildiği, Hassas Bölge kararlarının yapılaşmaya izin vermeyen önemli kararlar olduğu, Sit alanları üzerinde yeni kararlar alınmaya başlandığı ve nokta kararlar alınabildiği, Koruma Alanlarında karar verme yetkisinin özel şirketlere devredildiği ifade edildi.
  • Çevre Çalışma Grubu Başkanı Güray DOĞAN, Pandemi dönemindeki çevresel hususların değerlendirilmesi ve Sosyal mesafenin korunamadığı ortamlar ile kapalı ortamlarda maske yerine siperlik kullanımı önerisi konularında bilgi verdi.

10 Mart 2020 tarihinden itibaren ülkemizde etkisini gösteren Koronavirüs (COVID-19) salgını sürecinde Antalya’da yaşanan çevresel hususların; COVID-19 süreci başladıktan sonra cadde ve sokakların çeşitli kimyasallar ile yıkadığını, bunlarla birlikte otobüs duraklarının – duraklardaki banklar-çöp konteynerleri – bankamatiklerin de yıkanarak dezenfekte edilmeye çalışıldığı ve kullanılan bu kimyasalların  uzun dönemde sağlık riski oluşturabileceği, kimyasalların yüzeylere birikmesiyle dermal olarak ve solunum yoluyla maruziyet riski barındırdığı, Kentin virüslerden arındırmaya çalışırken farklı ortamların kirletilmesi ve farklı şekillerde hastalanma riski yaratılmasının üzücü olduğu, bu süreçte hemen hemen tüm kamu ve özel kurum ve kuruluşların kapalı alanları dezenfekte uygulamasının insan kaynaklı ve hava yoluyla bulaşan bir virüs için başarı getirmekten çok, pek çok zararlı kimyasalın iç ortam havasına karışmasına sebep olduğu,

Antalya için özel olarak iç ortam dezenfeksiyon metodu önerisinin güneş ışınlarının daha az olduğu ve dış ortam ozon ve diğer kirletici konsantrasyonlarının daha az olduğu sabah 09:30-11:30 saatleri arasında sadece ozon gazı ile dezenfeksiyon yapılması ve dezenfeksiyondan sonra iç ortamların çok iyi havalandırılması gerektiği, ancak bu dezenfeksiyon işleminin market ve cami gibi halkın belirli bir süre yoğun olarak kullandığı yerlerde yapılması gerekiyorsa; yoğun kullanımdan önce ve sonra işlemin yapılacağı yerin kapatılarak dezenfeksiyon yapılması, daha sonra ortamın havalandırılması ve sonra tekrar faaliyete açılması gerektiği,

COVID-19 süreci başladıktan hemen sonra hayatımıza giren tek kullanımlık maske ve eldivenler çok ciddi sağlık riski barındırdığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) tarafından 7 Nisan 2020’de yayınlanan genelgesine göre; evlerde ve işyerlerinde 72 saat gibi uzun bir süre maske ve eldiven gibi hijyen atıklarının bekletilmesi, bulaş riskini ev ve iş ortamlarından uzaklaştırmadığı için ayrıca yayılımına olanak sağladığı, söz konusu atıkların toplanma yönteminin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği, otobüslerdeki yoğunlukların azaltılmasının bulaş riskini azaltıcı bir unsur olacağı, ayrıca bu süreçte gerçekleştirilen kısıtlamaların hava kalitesine olumlu olarak yansıdığı,

Kentsel Planlamaların Çevreye Olan Etkileri konusunda; “Olimpos Arkelojik Sit Alanı Statüsünün Düşürülmesi”nin en önemli unsurunun, doğanın insanoğlu tarafından sorumsuzca yıpratılması sürecindeki denetim yetersizliği olduğu, bu durumun maalesef yeni kangren alanları yaratmaya diğer bir değişle yeni hukuka aykırılıklara kapı açmakta olduğu,

Çeşitli Kentsel Alanların Sahillerine Yapılması Planlanan Oteller ilişkin olarak; gerçekleştirilen plan değişiklikleri ile yapılması planlanan otellerin şeffaf bir Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci ile değerlendirilmesi gerektiği, bölgede yaşayan toplumun hassasiyetlerinin göz önüne alınması gerekliliğinin unutulmaması,  ayrıca sahil bandına yapılacak çok katlı yapıların deniz ve kara meltemlerini keseceğinden dolayı iç kesimlerde çok ciddi kirlilik birikimine sebebiyet verebileceğinin öngörülmesi, özellikle bölgemiz açısından ender bulunan deniz canlılarının hayatlarını idame etikleri sahil kesimlerinin incelenmesi ve biyoçeşitliliğe zarar verici herhangi bir yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiği ifade edildi.

Çevre Çalışma Grubunun raporu Yürütme Kurulunda görüşülerek; farkındalık yaratmak için Raporun basına ve ilgili kurumlara gönderilmesine oybirliği ile karar alındı.