Kent Konseyi, Baro ve AGC’den ortak taş ocağı tepkisi

Antalya’nın dünyaca ünlü Beşkonak Kanyonu’na yakın alanda mermer ocağı izni verilmesine karşı Kent Konseyi, Baro ve AGC tarafından ortak basın açıklaması yapılarak tepki gösterildi.

Antalya Kent Konseyi, Antalya Barosu ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC), Manavgat Beşkonak Köprülü Kanyon yakınlarında mermer ocağı izni verilmesine ortak bir basın bildirisiyle tepkilerini dile getirdi. AGC’de düzenlenen basın toplantısına Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt, Antalya Barosu Başkanı Hüseyin Geçilmez ve AGC Başkanı İdris Taş, Manavgat’ta izin verilen mermer ocağına karşı verecekleri ortak mücadeleyle bu izni iptal edeceklerini belirterek, dava sürecini de başlattıklarını açıkladı.

‘BİYOÇEŞİTLİLİĞİ KORUYACAK YATIRIMLAR’

Basın bildirisinde Antalya’nın dünyanın en özel şehirlerden biri olduğuna işaret edilerek, tarım, turizm ve endemik bitkileriyle Antalya’nın her alanına sahip çıkmak adına biraraya gelindiği vurgulandı. Antalya’ya yapılacak her yatırımın sadece tarımı ve turizmi canlandırmak için değil, aynı zamanda biyoçeşitliliği de koruyacak yapıda olması gerektiğinin ifade edildiği açıklamada, kentteki mevcut madencilik faaliyetlerinin biyoçeşitliliği yok ettiği ve sağlığa ciddi zararlar verdiği belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:

‘ALAN DARALTILDI İZİN VERİLDİ’

“Geçen yaz yaşanan Manavgat yangını felaketinin acılarını henüz saramadan kötü bir haber daha aldık. Dünyanın göz bebeği Beşkonak Köprülü Kanyon Kırkkavak Mahallesi’nde maalesef mermer ocağı izni verilmiştir. 2018 yılında ilk kez söz konusu alanda mermer ocağı başvurusunda bulunan firmanın ilk başvuru alanı 12.48 hektar olmuş, daha sonra ilgili kurumlarca alanın küçültülmesi istenmiştir. 2021 yılı Nisan ayında ise ikinci kez mermer ocağı için başvuru yapılmış alan 12.23 hektara düşürülerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından izni verilmiştir.”

‘YAŞAM ALANLARINA 500 METRE’

Maden ocakları kurulurken üretim miktarları ve kirletici emisyonlarına bağlı olarak Çevresel Etki Değerlendirmesine (ÇED) tabii tutulduğunun hatırlatıldığı açıklamada, “ÇED raporu olmadan kentimizin tarih, doğa ve tarımının buluştuğu en gözde yerlerinden olan Beşkonak’ta madencilik faaliyeti başlatılmıştır. Bu bir kıyımdır. Antalya önümüzdeki dönemde yüzölçümünün yüzde 25’ini kapsayacak nitelikte maden sahaları yüzünden 100 ila 400 yıl arasında oluşan verimli yüzey toprağını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Antalya’da 2017 yılından sonra mermer ocaklarıyla ilgili alınan ÇED raporlarına ulaşamamaktayız. Bu da kentimizde doğal alanların tehdit altında olduğunun bir başka göstergesidir. Beşkonak’ta izin verilen mermer ocağı yaşam alanlarına 500 metre mesafededir. Dolayısıyla insan ve doğa sağlığı ciddi bir tehlike altındadır. Ayrıca sadece ocak kurulumu değil, maden ocaklarının işletmede kullanarak ürettikleri atık su, ayrı bir çevresel soruna yol açmaktadır” denildi.

‘BU YANLIŞTAN DÖNÜLSÜN’

“Manavgat yangınından sonra bölgede kalan tek yeşil kale olan Beşkonak’ta mermer ocağı yanlışından bir an önce dönülmelidir” çağrısı yapılan açıklamada, şöyle denildi:

“Turizm, tarım, hayvancılık açısından önemli bir yer teşkil eden, 500’e yakın endemik bitki türünün bulunduğu tarihi açık hava müzesi konumundaki bölgede mermer ocağı büyük bir felakete yol açabilir. Bu toplantı ile kentin doğasına, tarımına, turizmine ve gelecek nesillerin yaşam hakkına sahip çıkacağımızı bir kez daha belirtmek istiyoruz. Manavgat’ın tek yeşil kalan bölgesinde mermer ocağına karşı büyük bir mücadele başlatacağız. Bu coğrafya sadece bizim değil, gelecek nesle doğal haliyle aktarmak insanlığın borcudur. Beşkonak’ın sahipsiz olmadığını Antalya’ya, Türkiye’ye ve dünyaya duyuracağız.”

‘YANGIN FACİASININ ETKİLERİ ORTADAYKEN…’

Basın açıklamasının ardından gazetecilerin soruları da yanıtlandı. AGC Başkanı İdris Taş, sadece üyelere karşı sorumluluğu olan bir STK olmadıklarını, kent sorunlarına da duyarlı olduklarını belirterek, “Mermer ocağı izni verilen alana gittiğimde büyük bir şaşkınlık yaşadık. Yangın faciasının etkileri hala tam olarak giderilememişken bölgeye maden ocağı izni verilmesi bölge halkında ve bizlerde büyük bir üzüntüye yol açmıştır. Dünyanın en özel yerlerinden biri olan ve her yıl yüzbinlerce turisti çeken bu değerli bölgeye verilen maden ocağı iznini iptal etmek için sivil toplum örgütleriyle birlikte mücadele vererek elimizden gelen ne varsa yapacağız. Bu maden ocağına asla ve asla izin vermeyeceğiz. Beydağları ve Toroslar’ın delik deşik olmamasını istiyoruz. Antalya’nın değerlerini korumak boynumuzun borcu” dedi.

BÜYÜKNOHUTÇU ÇİFTİ ANILDI

Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt da kentte yıllardır taş ocağı sorunu yaşandığına dikkat çekerek, Kent Konseyi olarak verdikleri mücadeleleri anlattı. Yürütme Kurulu Üyesi Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysin Büyüknohutçu’nun Finike’deki taş ocaklarına karşı verdikleri mücadelelerden dolayı katledildiğini belirten Kurt, şunları söyledi: “Canlı yaşamı, tarım, turizm, biyoçeşitlilik çok önemli. Ama bu unsurlar taş ocaklarından olumsuz etkileniyor. Manavgat’ta da bu sürecin başlamış olması üzüntü vericidir. Nasıl planlı şekilde organize sanayi bölgeleri oluşturuluyorsa ve bu taş ocakları gerçekten ihtiyaçsa bu faaliyet için kentin dışında uygun bir alan belirlenip planlı bir şekilde doğaya ve canlı yaşamına zarar vermeden yapılabilir. Antalya özel bir şehir, her önüne gelen, istediği yerde taş ocağı açamamalı. Bölge milletvekilleri de bu konuda yanımızda olmalı ve bu konuyu meclise taşımalıdır.”

‘DAVA SÜRECİ BAŞLIYOR’

Antalya Baro Başkanı Hüseyin Geçilmez de sivil toplum örgütleri ve kent dinamiklerinin desteğiyle Beşkonak’ta maden ocağının izninin iptal edilmesiyle dava sürecini bugün itibariyle başlatacaklarını söyledi. Baronun da Phaselis ve taş ocaklarıyla ilgili kentin değerlerinin korunmasına dönük birçok mücadeleler verdiğini anlatan Geçilmez, “Kent Konseyi Başkanımız Semanur Kurt’un bir kez daha hatırlattığı Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi benim de yakın arkadaşlarımdı. Onları saygıyla anıyorum. Hiçbir maden doğadan, yeşilden, derelerden, denizden, canlı yaşamından daha değerli olamaz. Doğa, maddiyata kurban edilmemelidir. Yöre halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek amacıyla en kısa sürede içinde Beşkonak’a giderek orada da ayrı bir açıklama yapacağız” dedi.

 

 

You May Also Like

Kırcami imar planı basın açıklaması

Kent Konseyi’nden Lara Kumul Ormanı’nın koruma statüsünün değiştirilmesi talebi

Çubuk Beli Tüneli’ne ‘Cevat Uyanık’ adı verilsin önerisi

Kent Konseyi Yürütme Kurulu’ndan Antalya Kent Müzesi açıklaması